Ekometre'ye üye olmak için tıklayın
Ahmet Kurtcebe  Alptemoçin 

2010 üzerine..

Ekonomik açıdan belki de tarihimizin en sıkıntılı günlerini yaşadığımız 2009 yılını geride bıraktık. Yeni bir yıla girmenin heyecanı ve umudunu taşısak da 2010 yılına ilişkin değerlendirmeleri temkinlilikle takip ediyoruz.
Çünkü biz küresel kriz olmasa da sıkıntı yaşamaya başlayan bir ülkeydik. Dolayısıyla bizim ekonomik dengelerimizi sadece küresel kriz sarsmadı.
2008’i “yüksek faiz ve ucuz döviz uygulamaları, dış ticaret açığı ile cari açığı büyütüyor” kaygıları ile yaşarken, revizyon arzularını sıkça tekrarlamıştık. Çünkü yüksek faizin etkisinde aşırı değerlenen Türk parası, ihracatçıya sıkıntı veriyor, ithalatı kolaylaştırıyor ve buna karşılık yatırım, üretim, istihdam imkânlarını daraltıyordu. Ekonomideki büyümeyi yavaşlatan bu sorununun daha fazla bekletilmeden çözümlenmesi gerekiyordu.
Olmadı…
Üzerine dünya krizi geldi…
2008’in ortalarından itibaren Amerika’da ortaya çıkıp, dünyayı etkisi altına almaya başlayan küresel krizi kaygıyla takip ederken, yaklaşan fırtınanın sessizliğinde, dualar etmeye başlamıştık. Nitekim krizden kaçış yoktu. “Kriz teğet geçecek” denmesine rağmen 2008’in sonunda sarsılmış, 2009’a büyük bir karamsarlıkla girmiştik…
Daha başında kayıp yıl olarak ilan edilen 2009’da alınan ve uygulanan ama geciktiği aşikar olan kimi önlemlere rağmen, küçülmeye devam ettik. Keşke üretimi artırmanın daha fazla çaresini bulmuş ve uygulamış olsaydık… Olmadı… 2008’in son çeyreğinde yüzde 6.5 küçüldük. 2009’da ise son çeyreğe kadar yüzde 8,4 küçüldük. Yani üretim düştü, işsizlik arttı.

Krizden önce yani 2007’de yüzde 9,9’a olan işsizlik oranının, 2009 yılında ulaştığı boyut yüzde 15… (Rakamlar değerli dostum Mahfi Eğilmez’in 22.12.2009’da Radikal Gazetesi’nde kullandığı tablodan alınmıştır ve kimi iktisatçılar gençler arasındaki işsizlik oranını yüzde 25 olarak belirtmektedir.)
Küresel kriz Türkiye’deki işsizlik sorununu daha da büyüttüğü hatta kronik hale getirip, çözümünü zorlaştırdı. Böylesi bir ortamda, acil olarak değerlendirilmesi gereken, Türkiye’nin üretim olanaklarını artırıp, istihdam sağlamaktır.
Oysa hükümetin 2010 yılı perspektifinde böyle bir atılım göremiyoruz. Mesela Türkiye ekonomisinin lokomotifi olan otomotiv sektörü temsilcilerinin daha krizden etkilenmeye başladıkları ilk andan itibaren (yani 2008’in sonlarından itibaren) dile getirdikleri, arzu ettikleri hurda araç indirimi konusunda hiçbir çalışma olmadığını biliyoruz. Ne yazık ki, otomotiv sektörü Türkiye’de daralmaya devam ediyor.

Yılın son aylarında ÖTV indirimi ile toparlanan ve indirimin süresi bittikten sonra da bu rüzgârı almışken yola devam etmek isteyen otomotivcilerin büyük özveri ile gerçekleştirdikleri kampanyalar sayesinde, satışlar devam etse de sektörde daralma sürüyor. Özellikle ağır ticari araç üretimindeki keskin düşüş devam ediyor. 2009 yılının ilk aylarında olduğu gibi, 2009 yılı Ocak-Kasım döneminde de, ticari araç üretimi 5 yıl geriye giderek, 2004 yılı Ocak-Kasım dönemi üretim değerlerinin altında gerçekleşti (Rakamlar Otomotiv Sanayicileri Derneği’nin aylık bültenlerinden alınmıştır).
Daha açık ifade etmek gerekirse, Türkiye 2007 yılında toplam 1 milyon 99 bin 413 araç üretti. 2008’de normal koşullarda 1 milyon 500 bin araç üretilecekken, 2008’in Ağustos ayından itibaren krizin etkisi ile üretim düşmeye başladı.
Ve 2008 yılında 1 milyon 147 bin 110 araç üretilebildi. 2009 yılına yüzde 63’e varan bir düşüşle girilmiş oldu. Aynı şekilde 2009 yılı ilk on bir aylık dönemde, bir önceki yılın aynı dönemine göre, toplam otomotiv sanayi ihracatındaki etkili daralma da devam ediyor. Bu dönemde düşüş yüzde 35,8 düzeyinde gerçekleşti. Tüm bu veriler, 2010 yılına ilişkin fikir veriyor. Çünkü Türkiye’nin en büyük ve güçlü sektörü böylesi bir sıkıntı yaşıyorken, diğer sektörlerinin farklı olduğunu ummak yanlış olur.

Tüm hatırlatmanın ışığında, 2010 yılını temkinle karşıladığımız gerçeğine dönelim:

Yılın ilk verileri temkinliliğimizi artırdı. Daha ilk günden açıklanan ve yürürlüğe giren zamlar özellikle dar gelirliyi üzdü, halkı tedirgin etti. Çünkü halkın geliri artmazken mal ve hizmetlerin fiyatı artmaya devam ediyor.
Öte yandan yüzde 6,5 olarak açıklanan enflasyon oranı ve 101 milyar doları aşan ihracat rakamı ise yüz güldürdü; 2010 yılı hedeflerine ulaşma iyimserliği yarattı. Genel olarak 2010 yılında ekonominin az da olsa büyüyeceği, dış açığın artacağı, öngörülüyor. Enflasyon, faiz ve işsizlik konusunda ise aşağı yukarı benzeri bir tablo bekleniyor.
İktisatçılar iyimser bir temkinlilik içinde beklenti ve tahminlerini açıklarken, açık bir şekilde ifade etmek gerekir ki Türkiye’nin üreticileri de, kriz başladığından beri devletten maliyetlerini düşürecek, onları dünyayla rekabet edebilecek düzeyde tutacak destek bekliyor…

Dolayısıyla 2010 yılı için dile getirilecek en önemli temenni, üretime ve istihdama yönelik politikaların uygulanması, hatta hükümetin bir seferberlik ilan etmesi olacaktır. Bu seferberlik bir yandan yeni ve özellikle büyük yatırımların yapılabilmesini teşvik ederken, bir yandan da Türkiye’nin katma değer yaratan tüm kuruluşlarını, ayakta kalmaya çalışan tüm işletmelerini kapsayacak destekleri içermelidir. Çünkü üretmeyi sürdürmezsek hem bunca yılın emekleri heba olacak, hem bunca yıllık işletmeler kapanıp, insanlar işsiz kalacak hem de maalesef ülke heba olacaktır…
Dilerim 2010 yılı, “Kürt, Alevi, Ermeni Açılımları” gibi ayrımcılığı daha başlığında ifade eden ve bu yüzden de birleştirici olmayı başaramayan hatalı uygulamalar, asker-polis-savcı-siyasetçi çekişmeleri ve seçim tartışmaları ile heba olmasın… İnanıyorum ki, her şeye rağmen herkes üzerine düşeni yapacak; kimse ülkeyi ve ülke ekonomisini siyasi manevralara heba etmeye kalkışmayacaktır. 2010 yılında toparlanmaya başlamayı ümit ediyor ve 2010’un hepimize hayırlar getirmesini diliyorum...

TCMB Döviz KURLARI
 
ALIŞ
SATIŞ
  $ 1.5033 1.5106
  1.9179 1.9272
EKOMETRE BU AY

EKOMETRE; 10 uncu yayın yılına giriyor
Kenan 
Sertalp

Ekonomiden çok siyasi gelişmelerle ilgileniyoruz
Ahmet Kurtcebe 
Alptemoçin

Neden İsrail ?
Fahrettin 
Gülener

Savaş sonrası sendromu
Semih 
Minareci-ABD

Kanserojen ürünleri yemeye devam!
Mustafa 
Karaman

“Ekometre bir yaşında, ellerinizden öper”
Yavuz 
Bubik


EKOMETREonline'NIN içeriği EKOMETRE GAZETESİ TARAFINDAN SAĞLANMAKTADIR.
KULLANIM KOŞULLARI ve GİZLİLİK HAKLARI
Hosted By Linesis.com