Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Palandöken, vergi tahsilatını artırmak amacıyla bankalardaki mevduatlara uygulanacak elektronik haczin vergi tahsilatını artırmayacağını kaydetti. Tersine bu uygulamanın tahsilatı azaltacağını belirten Palandöken, "Bugün indirilmiş gecikme faizi bile enflasyonun 3 katını aşıyor. E-haciz ile kayıt dışılık daha da artar. Vergi ve prim borçlarının bu kadar yükselmesinin en büyük nedeni piyasa faizlerinin 2- 3 katı oranında uygulanan gecikme faizi ve gecikme zammıdır. Küresel ekonomik krizden dolayı esnaf ve sanatkarların yüzde 70`i vergi ve prim borçlarını ödeyememişlerdir. Ödenemeyen bu borçlara enflasyonun 3-4 katı oranında faiz uygulandığı için bu borçlar artık ödenmesi imkansız bir noktaya gelmiştir. Bu nedenle e-haciz, vergi borçlarını tahsil etmek için çözüm olmayacaktır. Çözüm haciz değil borç yapılandırmasıdır" dedi. Devletin alacaklarına uyguladığı gecikme zammının banka kredi faizlerinden bile yüksek olduğu bir ortamda vergi borcunu ödememenin aptallık olacağını ifade eden Palandöken, "Parası olup da vergi ve prim borcunu ödemeyen adama `sen ya hesap yapmasını bilmiyorsun ya da hiç dayak yememişsin` derler. Vergi ve prim borcunu ödemek için bankadan kredi çekmek bile daha karlıyken, kimse `bu borçlar neden ödenmiyor` diye sormuyor. Maliye`nin hacizden önce bunu araştırması lazım" şeklinde konuştu.
250 tüketici ürünü şirketi listesinde Arçelik 136., Vestel 195., Anadolu Efes Biracılık ve Malt Sanayi A.Ş ise 245. sırada yer aldı. Anadolu Efes, "En Hızlı Büyüyen 50 Şirket" listesine de 30. sıradan girdi. Deloitte`un sektörel araştırmaları arasında önemli bir yere sahip olan "Tüketici Ürünleri Endüstrisinin Küresel Güçleri 2010" raporu yayınlandı. 2008 mali yılı konsolide halka açık şirket bilgilerine dayanılarak hazırlanan rapor, dünyanın en büyük 250 tüketici ürünleri markasının pazar performansından hareketle pazardaki gelişmeleri ve tüketici eğilimlerindeki yeni yönelimleri başarıyla yansıtıyor.
Koza Altın`dan yapılan basın açıklamasına göre, şirketin hisseleri 36,80 TL arz fiyatı ile İstanbul Menkul Kıymetler Borsası`nda işlem görmeye başlayacak. Açıklamaya göre, 3-4-5 Şubat tarihlerinde, yurtiçi ve yurtdışı piyasalarda yoğun düşüşlerin görüldüğü bir dönemde gerçekleştirilen talep toplama sonucunda Koza Altın hisseleri için yurtiçi ve yurtdışından toplam 689.784.315 TL talep toplandı. Koza Altın İşletmeleri A.Ş.`nin halka arzında toplam 13.757 yatırımcıdan 18.744.139 lot talep geldi. Pay başına nihai satış fiyatının 36,80 TL olarak belirlendiği arz sonunda Koza Altın İşletmeleri A.Ş., yaklaşık 2,2 milyar TL piyasa değeriyle borsaya geliyor.
Banka, 1 TL olan internet şubesi EFT işlem ücretini, 2.5 TL`ye yükseltti. Yeni ücretlendirmeye göre, EFT işlemlerini sürekli internet şubesinden gerçekleştiren ve örneğin ayda 30 EFT işlemi yapan bir banka müşterisi, yüzde 150 ücret artışı nedeni ile her ay 45 TL, bir yılda ise 540 TL daha fazla ödeme yapmak zorunda kalacak.
Babacan, Başbakanlık Yeni Bina`da ``Reel Ekonomideki Son Gelişmeler ve 2009 Yılı Sonu İtibarıyla Yeni Teşvik Sisteminin Uygulama Sonuçları`` hakkında basın toplantısı düzenledi. Yaşanan küresel ekonomik krizin ardından dünya ticaretinde bir canlanma ve ekonomilerde iyileşmeler gözlenmeye başladığını anlatan Bakan Babacan, fakat iyileşme işaretlerine rağmen küresel risklerin önemini koruduğunu da özellikle belirtmek istediğini kaydetti. Toparlanmanın küresel ölçekte yaygın hale gelememiş olmasının da dikkate alınması gereken bir husus olduğunu ifade eden Bakan Babacan, "Toparlanma ağırlıklı olarak gelişmekte olan Asya ekonomilerinde ve ABD`de gözlenmekte, ancak Avrupa`da toparlanma oldukça geriden gelmekte. Bu da küresel toparlanmanın önünde önemli bir engel olarak durmakta`` dedi.
Global Menkul Değerler, raporlarda İstanbul Menkul Kıymetler Borsası`nın (İMKB) senenin özellikle ilk yarısında yukarı doğru hareketine devam edeceği ve gösterge İMKB-100 endeksinin 67,500`ü aşabileceği görüşlerine yer verdi. Raporlarda özet olarak şu ifadeler kullanıldı: "2010 yılı için ekonomik beklentilerimiz, özellikle Türkiye için gayet olumludur. Göstergeler Türkiye`nin `Büyük Resesyon`dan çıktığını müjdeliyor. Tahminlerimizi en son endüstriyel veriler ve inanılmaz derecede zayıf olan 2009`un birinci yarısının baz etkisine göre revize ettik. Çift dip kaygılarının abartılı olduğuna inanıyoruz. Dünya ekonomilerindeki toparlanma ve Türkiye`deki ekonomik gelişmeler tahminlerimizi tamamen revize etmemize neden olmuştur. 2010 gayrisafi yurtiçi hasıla büyüme rakamı tahminimizi %6.2ye yükseltiyoruz. İncelemelerimiz bunun piyasadaki büyüme tahminlerinin ortalama olarak 1 ½ standart sapma üstünde olduğunu ve en yüksek büyüme tahmin rakamı olduğunu gösteriyor. 2010 yılının ilk çeyreğinde büyüme rakamının baz etkisi nedeniyle %11 olacağına, bunu izleyen çeyreklerde büyüme sürekliliğinin, tüketim harcamaları ve sermaye yatırımları tarafından sağlanacağına inanıyoruz."
Maliye Bakanı Şimşek, `KDV İadesi Risk Analizi Projesi`ni düzenlediği basın toplantısıyla tanıttı. Bakan Şimşek, KDV mevzuatına göre mükelleflerin çeşitli sebeplerle iade aldığını, bu taleplerin çoğunun ihracattan ve indirimli orana tabi işlemlerden kaynaklandığını belirtti. 2008 yılında KDV iadelerinin toplamının yaklaşık 13,3 milyar lira ve bunun da KDV gelirlerinin yüzde 22`sini oluşturduğunu ifade eden Şimşek, 2009 yılı ilk 11 ayı itibariyle iade tutarının 11,6 milyar TL olduğunu ve bunun KDV gelirlerinin yüzde 22`sine denk geldiğini söyledi.
2004`te bütün reytingcilerin `yatırım yapılabilir ve yükümlülüklerini yerine getirebilir` dediği İrlanda, İtalya, San Marino, İzlanda, Estonya, Macaristan, Letonya, Litvanya ve Yunanistan gibi ülkelerin son kredi notları `yatırım riski büyük` seviyesine düştü. Fitch, Moody`s ve Standart&Poors`un verdiği notlara göre 2004`te A kategorisinde yer alan İzlanda son not değişimi sonucunda Fitch ve S&P`ye göre BBB-`ye, Moody`s`e göre Baa3`e indi. Yani yatırımcı açısından risk taşıyan ülkeler kategorisine çekildi. S&P, Moody`s ve Fitch`in ülke notlarında 2004`ten bu yana taşlar hızla yer değiştirdi. Son 5 yıllık sürede notunu en çok artıran ülke Slovakya olurken, Slovakya`yı Polonya ve Malezya izledi. Kraliyet tahtı elinden alınan ülke ise İrlanda oldu. Not artışında hiç yerinden kıpırdamayan ülke kategorisinde ise son 5 yıllık sürede 37 ülke dikkat çekti. Aynı dönem içerisinde ülkelerin sigorta risk primlerinde de olumsuz yönde ciddi değişimler gözlendi.
Bir grup işadamı ile birlikte Suriye`ye iki günlük iş seyahati düzenleyen TOBB/ DEİK Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, ziyaretin ilk gününde Suriye Başbakan Naji Otri ile görüştü. Hisarcıklıoğlu`nun Türkiye ve Suriye arasında ortak gümrük kapısı kurulması için Devlet Bakanı Hayati Yazıcı ile birlikte Suriye Maliye Bakanı Muhammed El Hüseyin ile konuyu görüştüğü ikinci günde ise her iki Bakan, konuyla ilgili olarak çalışmalara başlanılmasına karar verdi. Suriye Cumhurbaşkanı 1. Yardımcısı Hasan Turkmani, Suriye Başbakanı Naji Otri, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Abdullah Dardari ve Ulaştırma Bakanı Yarub Badr ile temaslarda bulunan TOBB/DEİK Başkanı Hisarcıklıoğlu, karşılıklı görüşmelerin meyvesini verdiğini söyledi. İki ülke arasında önümüzdeki dönemde geliştirilmesi öngörülecek projeleri ortaya koyan Hisarcıklıoğlu, Türkiye-Suriye arasında ortak sınır kapısı sistemine geçilmesinin işadamlarının işlerini kolaylaştıracağını ve bu şekilde tek pasaport kontrol ve gümrük işlemleri için tek geçiş noktası olacağını ifade etti.
Büyükekşi, ihracatta 2009 yılı değerlendirmesi yaptığı ve 2010 yılına ilişkin öngörülerini paylaştığı basın toplantısında, olası bir IMF anlaşmasının Türkiye`ye davet edeceği sıcak para ve bunun kur üzerine yapacağı baskının olumsuz sonuçlar doğuracağını vurguladı. IMF ile anlaşma yapılacağı yönünde söylentilerin dahi dolar kurunu 1.51`den 1.45`e düşürdüğünü belirterek "Biz ihracatın artışı için rekabetçi döviz kurunu önşart olarak kabul ediyoruz" dedi. Bu koşullarda ihracatçının ileriye dönük kontrat yapmasının mümkün olmadığını ifade eden Büyükekşi, girişimcilerin üretim ve ihracattan ithalata doğru kaymalarının da kaçınılmaz olduğunu anlattı. Firmalara `Ya bu koşullara uy ya da öl` denilemeyeceğini vurgulayan Büyükekşi "Kriz her şeyi değiştirdi, ezberleri bozdu. Başkasının değiştirdiği duayı biz ezberden okumaya devam edemeyiz" diye konuştu. Türkiye`nin 6-7 yıl boyunca yüksek faiz - düşük kur çukuruna düşerek çok büyük zarar ettiğini dile getiren Büyükekşi, bu duruma tekrar düşülmemesi gerektiğini ifade etti.
Maliye Bakanlığı`ndan konu hakkında yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Sabah Gazetesi`nin bugün okuyucularına manşetten duyurduğu haberi ile ilgili olarak aşağıdaki açıklamanın yapılması uygun görülmüştür. Söz konusu haberde vurgulandığı gibi ikinci el otomobil satışına yönelik yeni bir katma değer düzenlemesi söz konusu değildir. Bu tarz haberler sadece kamuoyunu yanıltmaya yöneliktir, asılsızdır ve çarpıtmadır. Bakanlığımız tarafından resmi bir açıklama yapılmadığı sürece bu tarz haberlere itibar edilmemesi gerekmektedir."
Geçtiğimiz yılı zamsız geçiren özel sektör çalışanları 2010`dan da fazla umutlu değiller. Yenibiris.com`un çalışanlar arasında yaptığı ankete göre bu yıl ücretine artış bekleyenlerin oranı yüzde 33`lerde kaldı. İnsan kaynakları profesyonelleri arasında yapılan anket ise, firmaların enflasyon oranında artış yapmayı düşündüğünü gösterdi. Yenibiris.com, çalışanlara ve işverenlere yönelik düzenlediği ücret anketleriyle 2010 yılının nabzını tuttu. 9363 çalışanın ve 1148 insan kaynakları yöneticisinin katıldığı anketler, iş dünyasındaki profesyonellerin zam beklentisini ve şirketlerin ne oranda artış yapmayı planladıklarını ortaya koydu. Anketlerden elde edilen sonuçlar firmaların çoğunun enflasyon oranında artış yapacağı sinyalini verirken, çalışanların da zam almak konusunda umutsuz olduğunu gösterdi. İnsan kaynakları profesyonellerinin katıldığı ankette, yüzde 40`lık bir kesim çalışanlarına sadece enflasyon oranında zam yapabileceklerini belirtirken, çalışanın performansına göre ücret artışı yapacakların oranı yüzde 25 oldu. Bu oran, ücretlendirmede performansın giderek önem kazandığının da bir göstergesi. Yüzde 18`lik bir kesim ise "Enflasyon oranında artış yapacağız, ancak şartlara göre yıl içinde bir kez daha zam olabilir," dedi. Bütün çalışanlara ciddi bir ücret artışı yapmayı düşünen şirketlerin oranı ise yüzde 17`de kaldı.
Bu gelişmede, ödemeler dengesindeki dış ticaret açığının 2008 yılının Kasım ayına göre yüzde 89,9 oranında artarak 2.421 milyon dolara yükselmesi etkili oldu. Öte yandan, 2009 yılının Ocak-Kasım döneminde cari açık, 2008 yılının aynı dönemiyle karşılaştırıldığında yüzde 74,4 oranında azalarak 38.792 milyon dolardan 9.922 milyon dolara geriledi. Merkez Bankası`ndan yapılan açıklamaya göre, dış ticaret dengesi bir önceki yılın Ocak-Kasım dönemi verilerine göre, 2008 yılının aynı dönemine oranla yüzde 58,7 azalarak 20.797 milyon dolar tutarında açık verdi.
Merkez Bankası`ndan yapılan açıklamaya göre anket sorularına ait yayılma endeksleri incelendiginde sırasıyla mevcut mamul mal stok miktarı, gelecek üç aydaki üretim hacmi, gelecek üç aydaki ihracat sipariş miktarı, sabit sermaye yatırım harcaması, mevcut toplam sipariş miktarı, son üç aydaki toplam sipariş miktarı ve genel gidişat eğilimine ilişkin değerlendirmeler endeksi artış yönünde etkilerken, gelecek üç aydaki toplam istihdam beklentisine ilişkin değerlendirmeler endeksi azalış yönünde etkiledi. Endeksin üçer aylık hareketli ortalamaları ise Aralık ayında bir önceki aya göre 1.8 puan azalarak 92.5 oldu.
Merkez Bankası verilerine göre, Ekim sonu itibarıyla 75 milyar 448 milyon dolar olan resmi rezerv varlıkları, Kasım sonunda 75 milyar 905 milyon dolara geriledi. Resmi rezerv varlıkları, döviz rezervleri (menkul kıymetler ile efektif mevcudu ve depo hesapları), Uluslararası Para Fonu (IMF) pozisyonu, SDR`ler ve altından oluşuyor. Söz konusu tarihte resmi rezerv varlıklarının 69 milyar 750 milyon dolarını döviz varlıkları (konvertible dövizler), 181 milyon dolarını IMF rezerv pozisyonu, 1 milyar 559 milyon dolarını SDR, 4 milyar 415 milyon dolarını da altın oluşturdu.
Sabancı, mesajında 2009 yılını değerlendirirken, 2010 yılına ilişkin olarak beklentilerini de dile getirdi. Güler Sabancı mesajında şu ifadelere yer verdi: "Bugün sadece Türkiye`de değil dünyada da en önemli konu istikrar arayışıdır. Yaşanan ekonomik kriz birçok ülkede ciddi tahribata yol açtı. Bu nedenle gelişmiş ülkeler ve uluslararası kurumlar dünyada istikrarı temin etmek için yoğun çaba sarf ediyorlar. Ülkemizde ise özellikle siyasi alanda yaşanan gelişmeler istikrarı tehdit eden boyutlara yaklaşmaktadır. Demokratik açılım çerçevesinde yaşanan diyalogsuzluk ortamı, beraberinde toplumsal gerginliği de getirmektedir. Bu noktada hiç şüphesiz fikir önderlerine ve siyasi liderlere önemli görevler düşmektedir. Toplumun artan gerginliğini azaltacak bir tavır alınması, demokratik yarışmanın yapıcı ve hoş görülü bir çerçeve içinde yürütülmesi, ülke ekonomimizin yaratmak zorunda olduğu istihdam ve büyüme için çok değerli bir istikrar ortamı oluşturacaktır.
DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ...
Yazarlarımızın yazıları her Pazartesi güncellenmektedir.